Sakıp Sabancı Müzesi

Paylaş

Alay Sancağı Parçası

Banner

Alay Sancağı Parçası

Müze, Koleksiyona yeni katılan Kabe-i Şerif iç örtüsü parçasının ardından, 19.yüzyıl tarihine eşlik eden ilgi çekici bir diğer eser ile ziyaretçilerini buluşturmaya ve koleksiyonlarını benzersiz örneklerle zenginleştirmeye devam etmektedir.

Koleksiyona yeni katılan parçalar, Osmanlı Hat Koleksiyonunu oluşturan, 15. yüzyıldan 20. yüzyıla uzanan geniş bir zaman diliminden günümüze ulaşmış eşsiz eserler ile, Atlı Köşk’ün üst katındaki salonlarda sergilenecek, yerli ve yabancı ziyaretçilerin beğenisine sunulacaktır.

Devletin sembolü olan Bayrak ve devletin ordularının sembolü olan Sancak örnekleri, Osmanlı İmparatorluğu’nun saltanatı boyunca büyük önem taşımış ve tarih boyunca askeri ve politik gelişmelerin yanı sıra sanatsal beğenilere göre de çeşitlilik göstererek kısmen günümüze ulaşmıştır.

Osmanlı ordusunda her askeri birlik ve bu birlikleri oluşturan ortalar farklı sancaklara sahip olmuştur. Sultan III.Selim döneminde (salt. 1789-1807) özellikle askeri alanda yapılan düzenlemeler ve ordu sisteminde değişiklikler yaşanmıştır. Sultan II.Mahmud (salt. 1808-1839) döneminde de sürdürülen bu yenilikçi anlayış çerçevesinde,  1826 yılında Yeniçeri Ocağı kaldırılmış ve onlara ait tüm bayrak ve alametlerin kullanımı sona ermiştir. Yeni kurulan birlikler için yeni alay sancakları yaptırılmıştır.

19.yüzyıldan günümüze ulaşmış alay sancaklarının bir kısmının üzerinde Osmanlı saltanat arması, sultan tuğrası ve Kelime-i Tevhid yer alırken bir kısmında ise Kur’an-ı Kerim’den ayetler bulunurdu. Örnekleri günümüze ulaşmış ve genellikle üç parça halinde dokunmuş yazılı kumaşın birleştirilmesi ile meydana gelmiş olan bu tür alay sancaklarında yer alan ayetler, Besmele’nin ardından sırasıyla;

Bakara 246 (II:246) (Mûsâ'dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerini görmedin mi (ne yaptılar)? Hani, peygamberlerinden birine, "Bize bir hükümdar gönder de Allah yolunda savaşalım" demişlerdi. O, "Ya üzerinize savaş farz kılındığı halde, savaşmayacak olursanız?" demişti. Onlar, "Yurdumuzdan çıkarılmış, çocuklarımızdan uzaklaştırılmış olduğumuz halde Allah yolunda niye savaşmayalım" diye cevap vermişlerdi. Ama onlara savaş farz kılınınca içlerinden pek azı hariç, yüz çevirdiler. Allah zalimleri hakkıyla bilendir),

Al-i İmran 181 (III:181) (Allah; "Şüphesiz, Allah fakirdir, biz zenginiz" diyenlerin sözünü elbette duydu. Onların dediklerini ve haksız yere peygamberleri öldürmelerini yazacağız ve, "Tadın yangın azabını!" diyeceğiz),

Nisa 77 (IV:77) (Daha önce kendilerine, "(savaşmaktan) ellerinizi çekin, namazı kılın, zekâtı verin" denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca hemen içlerinden bir kısmı; insanlardan, Allah'tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve "Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Bizi yakın bir zamana kadar erteleseydin ya!" derler. De ki: "Dünya geçimliği azdır. Ahiret, Allah'a karşı gelmekten sakınan kimse için daha hayırlıdır. Size kıl kadar haksızlık edilmez"),

Maide 27 (V:27) (Ey Muhammed! Onlara, Adem'in iki oğlunun haberini gerçek olarak oku. Hani ikisi de birer kurban sunmuşlardı da, birinden kabul edilmiş, ötekinden kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen, "Andolsun seni mutlaka öldüreceğim" demişti. Öteki, "Allah ancak kendisine karşı gelmekten sakınanlardan kabul eder" demişti) şeklindedir.

Sakıp Sabancı Müzesi’nin koleksiyonlarına yeni katılan alay sancağı parçası da benzer özellikleri taşımaktadır. Üç parça yazılı kumaşın sonuncusu olduğu anlaşılmaktadır. Yeşil zeminli kumaşın üzerine krem rengi ipek iplikle dokunmuş çerçeve içinde, bir önceki kumaş parçasında başlanmış olan Nisa suresinin 77. ayeti tamamlanmakta ve Maide suresinin 27. ayetinin tamamı yer almaktadır.

Sancak parçasını, çeşitli koleksiyonlarda yer alan benzer örneklere bakarak, 19.yüzyılın son çeyreğine tarihlemek mümkündür.

Kaynakça: İlkay Karatepe (yay.haz.), Askeri Müze Bayraklar ve Sanacaklar Koleksiyonu, Askeri Müze ve Kültür Sitesi Komutanlığı, İstanbul 2008.