Köşk bölümünün üst katında bulunan Osmanlı Hat Koleksiyonu salonları, Müzenin Resim Koleksiyonu'ndan eserlerin de yer aldığı yeni teşhir düzeni ile ziyarete açılmıştır.
Osmanlı Hat sanatı, 1453'ten itibaren Osmanlı İmparatorluğu'nun başkenti olan İstanbul'da, sarayın himayesinde büyük gelişme göstermiştir.
Edirne Sarayı ve İstanbul Topkapı Sarayı teşkilatlarında yer alan ehl-i hiref'in (sanatkârlar örgütü) kâtipler bölüğünde dört yüzyıla yakın bir süre hat sanatçıları da çalışmıştır. Bu sanatçılar arasındaki ünlü Osmanlı hattatları, Kur'an nüshalarının yanı sıra, kıt'a, murakkaa, hilye formlarında ve zamanla gelişen farklı türlerde eser verdiler.
Özellikle 15. yüzyılın son çeyreğinde Şeyh Hamdullah'ın aklâm-ı sitteyi (altı yazı çeşidi) yeniden yorumlamasıyla, Osmanlı hat sanatı yepyeni bir boyut kazanmıştır. Bu gelişmeyi, devrimci kabul edilebilecek hattatların, Ahmed Karahisari, Hafız Osman ve öğrencilerinin katkıları izler.
Mustafa Rakım gibi, "celi" (büyük boyutlu) yazılar yazmakta hüner sahibi hattatlar mimari yapıların kitabelerini, içlerini ve kubbe eteklerini süsleyen celi yazı kuşakları hazırladılar.
Osmanlı İmparatorluğu'nun 1923 yılında son bulup Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasından sonra, 1928 harf devrimiyle Latin alfabesi kabul edilmiş olsa da, Arap harfleriyle güzel yazı yazma eğitimi sürmüş, 20. yüzyıl boyunca seçkin hattatların yetişmesi sağlanmıştır. Bu gelenek, günümüzde de devam etmektedir.
Sakıp Sabancı Müzesi Osmanlı Hat Koleksiyonu'na ayrılmış salonlarda, 15. yüzyıldan 20. yüzyıla, dönemlerinin ünlü hattatlarının elinden çıkmış eserler, ziyaretçileri ile buluşmaktadır.
Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi (SSM), “2010 Türkiye’de Japonya Yılı” etkinlikleri kapsamında Mitsubishi Corporation ve Japan Tobacco’nun (JT) katkılarıyla, “Fırça ve Kalemin İzinde Sınırları Aşmak - Doğu ve Batı Yazı Sanatından Seçmeler” başlıklı sergiye ev sahipliği yapıyor...
Basın Bültenini indirmek için buraya tıklayınız.