Müze, Koleksiyonlarına yeni katılan eserler ile ilgi çekici teşhirler yaratmayı hedeflemektedir.
Osmanlı Hat Koleksiyonunu oluşturan, 15. yüzyıldan 20. yüzyıla uzanan geniş bir zaman diliminden günümüze ulaşmış eşsiz eserler, Atlı Köşk’ün üst katındaki salonlarda sergilenmekte, yerli ve yabancı ziyaretçilerin beğenisine sunulmaktadır.
Müze, ziyaretçilerini, nadir eserler ile buluşturmaya devam etmeyi arzulamakta ve koleksiyonlarını benzersiz örneklerle zenginleştirmektedir.
Koleksiyona yeni katılan Kabe-i Şerif iç örtüsü parçası, estetik niteliklerinin yanı sıra erken dönemlere tarihlenmesi ve kutsallık taşıyan hikayesi nedeniyle, müze ziyaretçileri için ayrıcalıklı bir yere sahip olacaktır.
İslam devletleri için Hz. Muhammed’in doğum yeri olan, Kabe’nin bulunduğu Mekke’ye ve İslam’ın yayılma merkezi olan, Hz. Muhammed’in evinin, cami ve türbesinin bulunduğu Medine’ye para ve erzak göndermek büyük bir onur olmuştur. Bunları kutsal topraklara taşıyan kervanlara surre adı verilmiştir.
Erken İslam devletleri ile başlayan surre geleneğini, ilk uygulayan Bağdat Abbasi Halifeleri olmuştur. Mısır’da ardı ardına kurulan Fatımî (909-1171) ve Eyyubî Devletleri (1171-1250) ve onların ardından yine Mısır’da kurulan Memlûklar (1250-1517) bu geleneği sürdürmüşlerdir.
1517 yılı Osmanlı Devleti için önemli bir dönüm noktası olmuş, Sultan I. Selim (salt.1512-20) tarafından yönetilen ve kazanılan Ridaniye Savaşının sonucunda, Memlûk idaresi altındaki Hicaz, Osmanlı topraklarına katılmıştır. Ancak Mısır’daki surre gelenekleri korunmuş, her yıl daha sistemli şekilde surre gönderme geleneği yerleşmiştir. 1714 yılına dek, Kahire ve İstanbul olmak üzere iki merkezden surre gönderilmiştir. Bu iki surre, Şam’da birleşerek Hicaz’a giderdi.
Kutsal topraklara para ve erzak ile birlikte değerli hediyeler de gönderilmiştir. El yazması Kur’an-ı Kerimler, rahleler, şamdanlar, kandiller, buhurdanlar, nadir halıların yanı sıra özel olarak dokunmuş kumaş örtüler de bu değerli hediyeler arasında öncelikli yere sahiptir.
Mekke ve Medine’ye hakim olmanın en önemli göstergelerinden biri ve Kabe ile ilgili hizmetlerin en önemlisi Kabe’nin giydirilmesidir. Abbasiler (750-1258) döneminden itibaren Kabe örtüleri surre kervanlarındaki yerini almıştır.
Osmanlıların kutsal topraklara kumaş örtüler gönderme geleneği ise...
Osmanlıların kutsal topraklara kumaş örtüler gönderme geleneği ise Sultan Süleyman (salt.1520-66) döneminde başlamış olduğu sanılmaktadır. Osmanlılarda bu gelenek 1915 yılına dek devam etmiştir.
Alaylarla, Mekke ve Medine’ye her sene yeni örtüler taşınmıştır. Kullanılmış kumaşlar İstanbul’a geri getirildiği gibi kutsal emanetler olarak hacılara da dağıtılmıştır. Bu örtülerin ilk kullanımlarından sonra kutsandığına inanılmıştır.
Kabe’nin dışını siyah örtü ile örtmek gelenekti. İç örtüler ise kırmızı zemin üzerine, krem renk ipek iplikle dokunmuş zikzak bantların içindeki yazı kompozisyonlarını içermektedir. Bantların içinde ayetler ve dualar yazılmıştır.
Sakıp Sabancı Müzesi’nin koleksiyonlarına yeni katılan Kabe iç örtüsü parçası da benzer özellikleri taşımaktadır. Kırmızı zeminli kumaşın üzerine krem rengi ipek iplikle dokunmuş zikzak bantların içinde Allah'tan başka ilah yoktur, Muhammed Aleyhisselâm Onun Elçisidir anlamına gelen Lâ ilâhe illallah Muhammedun Resûlullah yazısı okunur. Zikzak bantların arasında kalan alanlardaki rumîli madalyonlar içinde ise, dönüşümlü olarak Allah ve Muhammed yazılıdır.
Örtünün Memlûk etkisini yansıtan üslupsal özellikleri nedeniyle, kutsal topraklara gönderilen erken tarihli kumaşlardan olduğu anlaşılmaktadır ve eser, 17.yüzyıl başlarına tarihlendirilmektedir.
Kaynakça: Selin İpek, “Topkapı Sarayı Müzesi’ndeki Mekke ve Medine’ye gönderilen Dini Kumaşlar”, 16 Nisan – 25 Mayıs 2008 tarihleri arasında Topkapı Sarayı Müzesi’nde düzenlenen Surre-i Hümâyun sergisinin kataloğu (2008): 57-69; Seyit Ali Kahraman, “Surre-i Hümâyun”, Surre-i Hümâyun sergi kataloğu (2008): 15-27; Sevgi Ağca, “Surre-i Hümâyun Geleneği”, Surre-i Hümâyun sergi kataloğu (2008): 29-39; Selin İpek, “Ottoman Ravza-ı Mutahhara Covers Sent From Istanbul to Medina With The Sure Processions”, Muqarnas 23 (2006): 289-316; Hülya Tezcan, “Kanuni’nin adını taşıyan ilk Kabe perdesi: The Ottoman Sure Procession and the First Veil of the Qaaba Bearing the Name of Sultan Süleyman the Lawgiver ”, Antika 23 (1987): 21.